Türkiye’nin enerji görünümü

Türkiye’de elektrik üretimi son 10 yılda yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. 2010 yılında 210 milyar kilovatsaati bulan elektrik üretimi, 2020 yılında 304 milyar kilovatsaate (kesinleşmemiş rakamlar) çıktı. Benzer bir eğilime sahip elektrik talebindeki artış ise son yıllarda ekonomik büyümedeki yavaşlamanın da etkisiyle oldukça yavaşladı. 2017 yılında 296 milyar kilovatsaat olan elektrik talebi, 2019 yılında 303 milyar kilovatsaate çıktı. 2020 yılı talebinin de 2019’a göre sadece yüzde 0,5 oranında artması bekleniyor.

Türkiye’de elektrik tüketimiyle ekonomik aktivite arasında doğrusal bir ilişki var. Türkiye ekonomisi ve büyüme hızında görülen ani değişikliklerin elektrik tüketimine yansıdığı, gelişmiş ülkelerde görülen daha az enerji tüketerek büyüme eğiliminin Türkiye’de henüz gözlemlenmediği söylenebilir.

2010 ila 2019 arasında birincil enerji arzı %36 oranında, elektrik talebi ise %44 oranında arttı.

Türkiye’de birincil enerji arzında aslan payı fosil yakıtlara ait. 2019 yılı itibarıyla kömürün birincil enerji arzındaki payı %29, petrolün %28,7, doğalgazın ise %25,7’dir. Geri kalan %16,6’lık pay ise hidroelektrik, rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle ve atıklardan elde edilen enerji kaynaklarından oluşuyor.  

Birincil enerji arzının kaynaklara göre dağılımı, 1990 – 2018. Veri kaynağı: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Genel Enerji Dengeleri Tabloları

Türkiye, artan enerji talebini karşılamak için büyük miktarda enerji ithal ediyor. Net enerji ithalatının birincil enerji arzı içindeki payı 1990’da %54 iken 2018’de %76’ya çıktı. 2019’da enerji ithalatının toplam ithalat içindeki payı %19,8’di. Bu kabarık enerji ithalatı faturası, Türkiye’nin ticaret açığının da önemli bir kısmını oluşturuyor (2013-2019 yılları arasında Türkiye’nin ticaret açığının %67’si).

Türkiye’de enerji ithalatı, 2013 – 2018. Veri kaynağı: TÜİK veri tabanı

Türkiye’de enerji ithalatı, 2013 – 2018. Veri kaynağı: TÜİK veri tabanı

Artan talep ve artan dışa bağımlılığı yönetmek Türkiye’nin enerji politikası ve stratejisinin birincil hedefi olmaya devam ediyor. Bu kapsamda geleneksel ve geleneksel olmayan hidrokarbon kaynaklarının bulunması, nükleer enerji ve son zamanlarda hidroelektrik dışındaki yenilenebilir enerji potansiyelinin (rüzgar, güneş, jeotermal ve biyokütle gibi) kullanılmasının ön plana çıktığı görülüyor. Enerjinin verimli kullanılması (enerji yoğunluğunun düşürülmesi), çevre dostu enerji kaynaklarının öncelikli tercih olması ve karbonsuz ekonomiye geçilmesi konularını destekleyen net bir politik tutum görülmüyor.

Türkiye’nin GSYİH’sı, 1990 – 2018. Veri kaynağı: Dünya Bankası

Türkiye’de birincil enerji üretimi, 1990 – 2018. Veri kaynağı: Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Genel Enerji Dengesi Tabloları 

Türkiye’de toplam birincil enerji arzı, 1990 – 2018. Veri kaynağı: Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Genel Enerji Dengesi Tabloları

Türkiye’de elektrik üretimi, 1990 – 2018. Veri kaynağı: TEİAŞ Elekrtik İstatistikleri

Toplam emisyonlar ve kömür santrallerinden kaynaklanan CO2 emisyonları, 1990 – 2017. Veri kaynağı: Türkiye’nin UNFCCC’ye bildirdiği ulusal envanter

Türkiye’nin resmi enerji stratejisi kömüre özellikle vurgu yapıyor. Enerji Bakanlığı’nın son stratejik planında ve 11. Kalkınma Planı’nda yer alan ana hedefler aşağıda belirtilmiştir: 

  • Yerli kömür santrallerinin kurulu gücünü 2023’e kadar 14.664 MW’a çıkarmak.
  • Yeni linyit rezervlerine yatırımın önünü açmak. (Çayırhan 2, Eskişehir-Alpu, Tekirdağ-Malkara, Afşin-Elbistan, Tekirdağ-Çerkezköy, Afyonkarahisar-Dinar, Konya-Karapınar)
  • Yerli taşkömürü üretimini arttırmak.
  • Yeni taşkömürü ve linyit rezervleri bulmak.